
Altını Çizdiklerim;
*İnsan davranışları öğrenilmiş tepkilerden oluşur. Davranışlar tekrar edildikçe alışkanlıklara ve normlara dönüşür.
*Farklı kültürler hayatımıza doldukça yerel ve otantik değerler daha fazla kıymet kazanıyor.
*Ancak anlayarak, etkiliyebiliriz. Ve etkileyebildiğimiz ölçüde de harekete geçirme, fikir değiştirme, davranışları yönlendirme gücünü elimizde tutarız.
*Hepimiz “çelişkilerin birlikteliği” ilkesinin hakimiyetinde yaşıyoruz.
*Gerçek hayatta hiçbir insan, stratejileri geliştirdiğimiz masalarda otururken önceden öngördüğümüz şekilde davranmıyor.
*Genelgeçer mantıkla çalışan aklın artık hiçbir şeyi “ilerletemediği” zamanlarda yaşıyoruz.
*Pazarlama araştırmalarında “etnografi” terimi, araştırmacının, incelemek istediği tüketicilerin bulundukları doğal ortama şahsen dahi olduğu ve tüketicilerin yaşadığı deneyimi yaşayarak veya bizzat gözlemleyerek anlamaya çalıştığı kalitatif araştırma yöntemini tanımlamak için kullanılır. Etnografi, doğal gözlem, katılımcı gözlem, sohbet ortamında mülakat, derinlemesine görüşme ve görsel/işitsel kayıt gibi yöntemlerden faydalanarak insan topluluklarının ilişkilerinin ve davranışlarının altında yatan kültürel ve bağlamsal nedenlerin açıklanmasına yardımcı olur.
*İnsanların büyük bir kısmı sosyal bir gruba aidiyet hissi ile kavrulur ve bu ihtiyaçlarını gidermek için karşılarına çıkan fırsatları değerlendirirler.
*“Community” geleneksel, aile tabanlı, duygusal ve kırsal insan topluluklarını, “society” ise mekanik, kontrat tabanlı, bireysel, akılcı ve şehirli insan topluluklarını tanımlar.
*Basit, beklenmeyen, somut, güvenilir, duygusal ve hikaye biçiminde sunulmuş olan mesajlar daha yapışkandır.
*Her reklam mesajının başarısı hedef kitle, mecra ve içerik üçlüsünün ne kadar uyumlu olduğuna bağlıdır.