
Altını Çizdiklerim;
*Toplumun kutsal yapısı bir kez ortadan kalktığında, sosyal düzenlemeler ya da eylem tarzları artık varlıkların düzeni ya da Tanrı buyruğu temeline oturmadığında, bunlar çıkar için kullanılmaya açıktır; bireylerin mutluluğu ve iyiliğine yönelik olarak istenildiği gibi dönüştürülebilirler.
*İnsan yaşamına dolar cinsinden değer biçen karmaşık hesaplamalarıyla, maliyet-fayda çözümlemelerin hakim olduğunu görüyoruz.
*Endüstriyel-teknolojik toplumun kurumları ve yapıları seçeneklerimizi ciddi biçimde sınırlıyor.
*Kendini gerçekleştirme anlayışı fazla benlik merkezli görünüyor; “narsisizm” sözcüğü de bu yüzden uygun düşüyor gibi.
*Doyumu salt bireyin doyumu olarak görenler, kendi özlemlerimiz ya da isteklerimiz dışındaki istemleri ister tarihten ister geleneklerden, toplumdan, doğadan ya da Tanrı’dan kaynaklansın görmezden gelme ya da gayri meşru bulma eğilimdeler.
*Batılı liberal toplumun kültürel ortalamasını bireyciliğin başlıca biçimlerine kapılanların oluşturduğunu söylemek hatalı olmaz.
*Dekadans ve hazcılığa kayış uygarlığımızı koruyamaz hale gelmemize neden oluyor diye çağımızı Roma İmparatorluğu’nun çöküşüyle karşılaştırmak doğru değil. Bu, bazı toplumların fena halde yabancılaşma ve bürokratik katılık içine düşme olasılığı yok anlamına gelmiyor.
Dekadans; felsefe tarihine ait bir kavramdır ve toplumlarda ve kültürlerdeki çökme, bozulma, dejenere olma anlamında kullanılmıştır.